Yeterince iyi ebeveynler, çocuğun bir yetişkin olarak geleceğinden daha çok çocuğun çocukluk yaşantısıyla ilgilenirler. Bütün ebeveynlerin çocuklarının geleceği hakkında endişeleri olması doğaldır. Hepimiz çocuklarımızın kendilerine ve başkalarına bakabilen iyi, mutlu, ahlaklı, sağlıklı yetişkinler olmalarını isteriz. Ancak yeterince iyi ebeveynler çocuğun geleceğinin, ebeveynin değil çocuğun sorumluluğu olduğunu bilirler. Hayattaki hedeflerini ve bunlara ulaşma yollarını belirlemesi gereken…
Eğer ebeveynliği bir çocuğa bakmak olarak tanımlarsak, o zaman en yi ebeveyn en çok ebeveynlik yapan olmadığı gibi kesinlikle en az ebeveynlik yapan da değil, sadece doğru miktarda ebeveynlik yapandır. Eğer çocukların seçme gücü olsaydı, bu aynı zamanda çoğu çocuğun seçeceği ebeveyn olurdu. Bunu ilk kez, 1987 yılında basılmış olan psikolog Bruno Bettelheim’ın Yeterince İyi…
Neredeyse bütün ebeveynler zaman zaman kontrolünü kaybeder ve çocuklara bağırır. Peki ya bunu defalarca yaparsanız? Araştırmacılar ebeveynlerin artık daha fazla bağırdığını tahmin ediyor. Ebeveynler vurmaktan kaçınmaya şartlanmış oldukları için bunun yerine öfkelerini ve hayal kırıklıklarını bağırarak dışa vuruyorlar. Araştırmaya göre her dört ebeveynden biri, küçük ya da ergenlik dönemindeki çocuklarına ortalama ayda bir kez, yaramazlık…
Waldorf pedagojisi insanın üç bölümden oluştuğuna inanır: Zihin, beden ve ruh. Ve bunların üçü de eğitilmelidir. Bu yüzden Waldorf okulları yaratıcılığı, yaparak öğrenmeyi, problem çözmeyi, sanatı, müziği ve ruhsal büyümeyi ve aynı zamanda güzelliği takdir etmeyi bolca teşvik eder. Ebeveynler Waldorf eğitiminin en temel fikirlerinin faydalarından yararlanmak için Waldorf pedagojisinin kurucusu Steiner’in felsefesine inanmak zorunda…
Berlin’deki bir anaokulunda çocuklar bütün oyuncakları ortadan kaldırdılar: Arabalar, küçük plastik hayvanlar, Legolar ve hatta kutu oyunları ve sanat malzemelerinin çoğu… Sonra boş sınıfın içinde durdular ve iki öğretmenlerine baktılar. “Şimdi ne yapacağız?” diye sordu o zamanlar 5 yaşında olan oğlum. Bu sorusuna uzun bir süre bir cevap almadı. Gittiği anaokulu “oyuncaksız okul” projesine başlıyordu.…
“Waldorf yönteminin kalbinde eğitimin bir sanat olduğu ve çocuğun kendi deneyimine hitap etmesi gerektiği yatar. Çocuğu bir bütün olarak eğitmek için kalbine ve iradesine ve aynı zamanda zihnine ulaşılmalıdır.” – Rudolf Steiner Bir çocuğun kendi deneyimine ve gelişim düzeyine hitap etmek , her sınıf düzeyindeki öğrenciye ulaşmanın ve aynı zamanda öğretmenin anahtarıdır. Ancak bu hiçbir…
Çekingenlik, özellikle dışadönük ve girişken olmaya değer veren kültürlerde negatif bir şey olarak görülebilir. Yanlış anlaşılan ise çekingenliğin, çocukları kendi çevrelerinin dışındaki insanlar tarafından yönetilmekten koruyan bir bağlanma içgüdüsü olmasıdır. Çekingenlik genellikle ne övülür, ne de doğanın tasarımının bir parçası olarak görülür. Oysa çekingenlik, bir çocuğun, bağ kurduğu en yakın kişilerin kendi üzerinde en fazla…
İlk kez Hipokrat tarafından ortaya atılan ve o dönemden bugüne neredeyse hiç değişmeyen dört mizaç anlayışı, Waldorf pedagojisinin kurucusu Ruldolf Steiner tarafından da benimsendi. Steiner, dört mizacın asla saf halleriyle tezahür etmediğine, her insanın tek bir temel mizacı olsa da diğer üç mizacın da değişen derecelerde araya karıştığına inanıyordu. Hatta Steiner yetişkinliğe doğru ilerlerken kendi…
Önceki yazımızda mizaçların neler olduğuna değindik. Bu kez mizaçları, eğitimde ve disiplinde etkili bir destekçi olarak nasıl kullanacağımıza göz atacağız. Çok sık sorulan bir soruyla başlayabiliriz: “Evet, mizaçların ne anlama geldiğini okudum ama çocuğumun hangi mizaca sahip olduğunu hala anlayamadım.” Evet, bazen bunu söylemek zordur. Bir gelişim evresinde baskın olan bir mizaç ile kişisel mizacı…
Momo Anaokulu velileri temiz, sağlıklı ve katkısız gıdaya ulaşma arzusu ve çabasıyla Yeryüzü Derneği Gıda Topluluklarına katılarak Momo Gıda Topluluğunu kurdu. Peki nedir bu Gıda Topluluğu dediğimiz şey? Gıda Toplulukları etik, sağlıklı, doğal üretim yapıp, gerçek gıda üreten “üreticiler” ile tükettiği gıdanın nereden geldiğini bilmek isteyen, üretim için harcanan emeğin parçası olmaya gönüllü “tüketiciler” arasında bağ…
Waldorf pedagojisindeki dört mizaç, çocuğu “bütün” bir insan olarak anlamamızı sağlayan bir araç olarak görülür. Dört mizaç fikri, Steiner zamanında yeni bir şey değildi. Antik Yunan çağında ve sonra yeniden Ortaçağ’da ortaya çıkmıştı. Roberto Trostli, “Öğrenme Ritimleri/Rhythms of Learning” kitabında şöyle diyor: “Mizacımız şu iki kaynak arasında bir köprü görevi görür: Kalıtsal özelliklerimiz ile yazgımızı…
İşitme Duyusu Kulaklarınız kendi sesinizi ve başkaları tarafından çıkarılan sesleri duyar. Kulaklarınız bütün çevrenizden gelen seslere açıktır. Kulaklarınızı bir sesin önüne doğrudan tutmanıza gerek yoktur. Kulaklarınızı kapatamazsınız, bu yüzden uyanık kaldığınız tüm zamanlarda seslerin dünyasına bağlısınızdır. Onları duymadan yapamazsınız. Dinlemek – bilinçli işitmek – sessiz olmanızı gerektirir. Dinlemek başkalarına odaklanan bir sosyal faaliyettir. Öğretmeninizin size…
On iki duyuyu daha yakından incelemeye devam ediyoruz. Bu bölümde duyguların duyusu olarak da kabul edilen dört orta duyuya yakından bakacağız. Dış dünyaya yönelik olan bu dört duyuyla yapılan gözlemler duyguları harekete geçirir. Koku Duyusu Her şeyi burnunuzla koklarsınız. Her nefes aldığınızda yeni koku parçacıkları burun mukozasına hafifçe dokunup geçerek burnunuzun derinlerine gider. Burun mukozası…
Waldorf eğitiminin kurucusu Rudolph Steiner insan gelişimi üzerine faydalı bir mercek tutmayı başardı. Biz eğitimciler onun sayesinde artık beş geleneksel duyudan daha fazlasına (tam 12 duyuya!) sahip olduğumuz bir çerçevede çalışıyoruz. Birinin, insanlarda bilimin genellikle tarif ettiği gibi beş duyusu değil de on iki duyusu olduğunu söylediğini duyduğunuzda önce biraz kafanız karışabilir. Ancak ilk kez…
Rudolf Steiner tarafından yapılan en önemli katkılardan biri, on iki duyunun varlığını tanımlamasıdır. On iki duyu hakkında bilgi edinmek görüş açınızı genişletir ve anlama seviyenizi yükseltir, özellikle de çocuklarla çalışırken… Steiner derslerinde sadece bildiğimiz en belirgin beş duyumuzun olmadığını, geliştirilmesi gereken on iki duyumuzun olduğunu öne sürdü. Bu, tıp dünyasında da kanıtlanmış olsa da tıp…
Oğlum Sam, anasınıfına başladığı senenin Ekim ayında 6 yaşına bastı. Sınıftaki en büyük çocuktu ve okumayı bilmiyordu. Birinci sınıfa başladığında neredeyse 7 yaşındaydı ve hala okumayı bilmiyordu. Çok şükür ki öğretmenleri, bir çocuk anasınıfında okumayı öğrenmedi diye paniklemedi. Hatta çocukların çoğunun, birinci sınıfta okumayı öğrenmesini bekliyorlardı. (Aynı zamanda Sam’in kardeşi Ben gibi anasınıfında okumayı kolaylıkla…
“Her çocuğun sahip olduğu olası potansiyel, evrendeki en büyüleyici ve ilham verici şeylerden biridir.” – Ray L. Wilbur Oyuncaklar sadece oyun oynamak için değildir. Oyuncaklar çocuklarımızın geleceğinin yapı taşlarıdır. Çocuklarımıza dünya ve kendileri hakkında çok şey öğretir. Oyuncaklar mesaj verir ve çeşitli değerleri iletir. Bu yüzden akıllı aileler, çocuklarına verilen/hediye edilen oyuncakların temelinde nelerin yattığı…
Geçtiğimiz kış, mevsim normallerinin üzerinde ılık bir günde, eşim ve ben üç çocuğumuzla birlikte evimizin hemen altındaki sokaktaki oyun parkına yürüdük. Güneş harika ısıtıyordu ve çocuklar bu fırsattan hemen yararlanmaya başladılar. Parka varır varmaz çocukların üçü de üstlerindeki montları atıverdi. Aynı zamanda ayakkabılarını ve çoraplarını da… Ve hemen harekete geçtiler. Oyun parkının kauçuktan yumuşak zeminine…
Çocuğunuz hiç evde koltuk minderlerinden ve battaniyelerden kendine “ev” yapıyor mu? Ya da ağaç dallarından ve çalılardan gizli sığınaklar? Belki küçükken siz de yapıyordunuz. Kendi kurallarınızı koymanın ve kendinize ait gizli bir yerinizin olmasının ne harika bir duygu olduğunu hatırlıyor musunuz? Muhtemelen o kadar fazla eğleniyordunuz ki bunun sizin için ne kadar yararlı bir şey…
Babam büyürken her kış bir tane kazağı olurmuş. Bir. Toplamda. Kazağına nasıl özenle dikkat ettiğini hala hatırlıyor. Eğer dirseklerinde delik olursa, büyükannem onları dikermiş. Eğer kazağını kaybederse, onu bulmak için yaptığı her şeyi adım adım tekrar yaparmış. Kazağını sanki çok değerli bir hediye gibi korurmuş. İhtiyaçları olan her şeyleri varmış, ama fazlası asla olmazmış. Tek…