Üç yaşındaki oğlum Lennon piyanoda rastgele sesler çıkarıyordu. Piyanist olduğumu bilen misafirim, “Neden ona piyano çalmayı öğretmiyorsun?” diye sordu. “Zaten öğreniyor” dedim. “Bir şey öğrenmenin en doğal yolu bu, ben daha iyisini yapamam.” Arkadaşım şüpheyle bana baktı. “Seneye tekrar ziyarete geldiğinde görürsün” dedim. Lennon’ın piyanoda ne derece ilerleyeceği hakkında bir fikrim yok ama serbest oyun…
Sevgili Çocuklar, Eczaneye gittiğimiz gün eczanedeki kadının size, “Bugün gördüğüm çocuklar içinde elinde hiçbir cihaz taşımayan tek çocuk sizlersiniz” dediğini hatırlıyor musunuz? Mağazanın içinde beklerken bir elektronik cihaza nasıl ihtiyaç duymadığınıza ne kadar şaşırdığını hatırlıyor musunuz? Onun sözlerinin size ne hissettirdiğini biliyorum. Size, anneniz elektronik cihaz kullanımınızı sınırlandırdığı için farklı olduğunuzu hatırlattığını biliyorum. Bunun kaçıncı…
Kasım ayında havalar biraz daha soğuk olmaya başlarken, bir orman anaokulu olarak çocuklarını bize kayıt ettirmek isteyen ailelerden gelen sorulardaki değişimi çok net gözlemleyebiliyoruz: Çocuklar çok hastalanıyor mu? Kışın dışarıda oldukları için üşütmüyorlar mı? Üşümüyorlar mı, ıslanmıyorlar mı ve donmuyorlar mı? Orman anaokulumuzdaki çocuklar, geleneksel bir anaokuldaki çocuklardan çok çok daha az hastalandıkları için, bu…
Yeni bir araştırmanın sonuçlarına göre doğadan kopuk yaşamak bir çocuğun sindirim sistemi sağlığı ve bağışıklık sisteminden akıl sağlığına ve hatta düşünme biçimine kadar her şeyini etkileyebilir. Açık havada oyun oynamak eskiden herkesin çocukluğunun bir parçasıydı. Ancak bu durum, yaşama şekillerimizdeki ve yaşadığımız yerlerdeki değişimler ve teknolojideki ilerlemeler nedeniyle özellikle batı ülkelerinde giderek artan bir oranda…
Hala en büyük kızımın anaokulu günlerini hatırlıyorum. Hayatını nasıl mümkün olan her şekilde umutsuzca zenginleştirmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Onu, doğasında akademik eğitim olan bir anaokuluna gönderdim. Okulun odak noktası okuma, yazma ve matematik öncesi çalışmalarıydı. Evde yapması için ona özel yapbozlar aldım, kendi yaşıtı çocuklarla oyun grupları organize ettim, ona her gece kitap okudum, müzik derslerine…
Kaygı bazen aşırı aldatıcı olabilir. Çocuklarda, daha tipik belirtileri olan çekingen davranıştan ve yapışık olma halinden uzaklaşıp kendini öfke krizleri, sinir krizleri ve agresyon olarak gösterebilir. Sanki anksiyete ile başa çıkmak yeterince zor değilmiş gibi! Çocuklar kaygılı bir beynin etkisi altında olduklarında, davranışlarının, sınırları aşmaya çalışmakla ilgisi bile olmaz. Bunlar genellikle yanlış şeyi yapmak istemeyen…
Antoine de Saint-Exupéry’nin de dediği gibi “Mükemmelliğe, eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkarılacak bir şey kalmadığında ulaşılır” Bugün, sade ama dopdolu bir yaşantı deneyimi daha başlıyor MOMO Anaokulu için… Waldorf Eğitmen Eğitimi seminerimizin 2. senesine başlıyoruz…
Ellerin dokunmadığı hiçbir şeyi zihin algılamaz… Bu nedenle bugün biz, küçücük ellerimizle bahçemizdeki bitkileri soğuk kışa hazırladık.
Birkaç odun parçası yeter de artar oyun için.. Sevgili Byron Norton demişti ki: “Çölün ortasında kalsan, kumla oynar çocuk.” MOMO Anaokulu der ki: “Oyuncakları yetişkinler alsın diye yapıyorlar, çocuklar oynasın diye değil. Bunu bilen çocuklar, oyun ile büyümek istiyorlar, oyuncak ile değil…”
Kurabiye yapmak özel bir iştir. Hepsi biricik, elden çıkma, sıcacık sevgi dolu… Cuma günleri biz MOMO Anaokulu’nda; mutfaktan lezzetler çıkarırız…
Geçtiğimiz pazar MOMO Anaokulu, masallar eşliğinde bir sürü aileyi misafir etti. Nazlı Çevik Azazi’nin anlatımı, Faysal Macit’in ritimleri eşliğinde; “Civciv ile Mısır Tanesi” ve “Dünyayı Gezmek İsteyen Pide” masallarını dinledik. Onlara; “Eşek ile Çekirge” ve “Kurbağa ile İnek” fablleri eşlik etti. Çok keyifli geçen bu dinleti “Ormandaki Ev” oyunu ile daha da eğlenceli hale geldi.…
Yıllardır eğitimini aldığımız, hayatlarımızı değiştirdiğimiz, hayalini kurduğumuz, gerçekleşmesini umduğumuz okulu, bu yeşiller arasında bulduk… Ve biz MOMO Anaokulu’nu kurduk.